28 Aralık 2014 Pazar

Komünist Partisi Manifestosu Kısa Özeti

Tarih sahnesini sürekli toplumların iki taraflı kavgalarına şahit etmiştir. İki taraflı bu kavganın bir tarafı ezen diğer tarafı ise ezilen toplumu oluşturmuştur. Devrim yoluyla feodal toplumu çöküşe sürükleyen burjuvazi sınıf karşıtlıklarını ortadan kaldırmış gibi gözükmeye çalıştı. Ancak, ortaya çıkardığı sonuç sadece egemen sınıfın ezilen sınıfın yardımıyla yer değiştirmesiydi. Ezilen bu sınıf hiç kuşkusuz burjuvazinin etkileriyle ortaya çıkan proletarya sınıfıydı. Bu iktidar değişimi sırasında önü kesilemeyen başka olgularda gelişmiş; keşifler, sömürge ticaretler, sanayi vb. gelişmişti. Sözüm ona özgürlüğün elde edilmesi için yapılan devrim serbest ticaret özgürlüğü, bağımsızlıkta sermayenin bağımsızlığı ve kişiselliğini ortaya çıkarmış ve himaye altında üretiminden başka bir şeye yol açmamıştır. Sanayiyi ve üretimi bu denli geliştiren bu egemen sınıf değişikliği aynı zamanda yavaşça siyasal iktidarı da ele geçirecek ortamı yakalamış ve kendi çıkarları doğrultusunda hukuksal, idari ögeleri düzenlemiştir. Bunun yanında, bütün duygusal ilişkileri yıkan burjuvazi yerine salt para ilişkini yerleştirmiştir. Aile denilen düzen hayat idamesi için kurulan bir unsurdan başka bir şeye dönüşmemiştir. Bütün üretim araçları belli bir azınlığın eline geçmiş ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanılmaya başlanmıştı. Rekabet piyasasının ortaya çıkması birbiriyle sürekli yarışan burjuvaziyi diğer uluslar içine yayılan, onları sömüren ve krizler sonucu ve karlarını arttırma düşünceleri içinde işçiye daha az ücret vererek acı çekmesine yol açan bir canavara dönüştürmüştür. Uluslar hızlı bir şekilde önüne gelen her toplumu dize getiren bu piyasa sistemine boyun eğerek uygarlık denen olgunun içine çekilerek kendi üretim yöntemlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Bu gelişim dalgası burjuvazinin üretim araçlarının potansiyeli ortaya çıkarmasıyla gerçekleşmişti. Ancak, gelişim uğruna böyle acımasız bir katliamın yapılması ne kadar doğruydu. Liberal ideoloji çalışanın daha fazlasını hak edebileceğini öngörür; sisteme katkı yaptığın kadar hak etmen gerektiğini düşünür. Ancak, bireysel faydadan bahsetmesi tamamen bir çelişkiye gitmesine sebep olmaktadır. Çünkü burjuvazinin varlığı meşru kılan ve sermayesini arttıran şey onun himayesi altında üretim yapan proletaryadan başka bir şey değildir; kolektif çabadır, onun varlığıdır. Yani, en çok çalışanın sistemden çalıştığı kadar fayda sağlayacağı pekte inandırıcı bir şey değildir. Proletarya dışında kalan diğer bütün sınıfların mücadelesinin gereksiz olduğu hakikatini öne süren komünizm, proletarya ile aynı ortak çıkarlara sahiptir. Özel mülkiyete karşı çıkışları doğaldır; çoğunluğu oluşturan proletaryanın zaten emeklerinden başka bir zenginlikleri yoktur. Komünizm kimseyi mülk edinme hakkından yoksun bırakmaz, onu edinmek için boyunduruk altına alma gücünü yok eder. Liberal ideolojinin yarattığı güç değişimi çeşitli toplulukları çoğunlukla kaybettikleri şeyler yüzünden farklı sosyolojik görüşlere yönelmelerine yol açmıştır. Aristokrasinin ortaya çıkardığı feodal sosyalizm intikamını alacağının düşüncesiyle burjuvazinin kendi elleriyle oluşturduğunu söylediği proletaryanın kendi sonunu getireceği öne sürmüştür. Kendi egemenliğinin daha iyi olduğunu öne sürmüş gerici düşünerek, eskinin gölgesinde kalmaktan kurtulamamıştır. Sanayinin gelişmesiyle ortaya çıkan yenilikler eşiğinde proletarya ve burjuva arasındaki aşikâr eşitsizlik daha da açılırken çeşitli topluluklardan proletarya sınıfına katılmalarda yaşanmıştır. Modern burjuvazinin yanında ticari hayatını lonca sistemi ve tarımda ataerkil üretimle zar zor sürdürmeye çalışan kesim hızlıca ezilen sınıfın arasına katılmaktan kurtulamamıştır. Bu topluluk kendi çıkarlarını korumak adına burjuvazinin yol açtığı bütün değişiklikleri inceleyerek, sosyalist görüşünü ortaya çıkarmış ancak gerici ve ütopik olmaktan kurtulamamıştır.  Ortalıkta gezinen Fransız yazınının kalıplara sokulmuş kopyası olan Alman sosyalizmi dar kafalılığın başka bir temsilcisiydi. Birçok pencereden bakan sosyalist anlayışlar farklı farklı reformculara sahip olsa dahi ortak çıkarları aynıydı. Feodalizm yıkılırken proleter toplumun egemen olmaması onun gelişmemiş durumu nedenini de barındırır. Tarihsel süreç bakımından maddi çıkarlara zaten sahip olamayan proleter sınıf kendi kurtuluşu için toplumsal yasalara dayanmak zorundaydı. Proleter sınıf bir bakıma yeni toplum yapısının oluşturulması için gereken bir araç halini almıştır. Bir kesim kendilerini meşrulaştırmak için en çok acı çeken topluluğa ihtiyaç duymaktadır. Egemenlik değişiminin devrimlerle yapılmasından ziyade, ütopik komünizm bunun elde edilmesini barışçıl yollara sağlamaya yönelir ve başarısızlığa mahkumdur. Eleştirel-ütopik sosyalizmin ve komünizmin tarihsel gelişimiyle ters düşmesi, eski öğretilere takılıp kalınması, gerici bir algıdan başka bir şeye yol açmaz. Komünistler şu ya da bu şekilde mevcut düzene karşı olan her türlü devrimci hareketi desteklemiştir. Ortak karşı çıkışta mülkiyet olmuştur. Hedeflerine ulaşmak içinde her türlü despotça davranışın gerekliliğini savunmuştur. Çünkü proletaryanın özgürlüğünü sağlamaktan başka bir arzusu yoktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder