Komünist
Partisi Manifestosu Kısa Özeti
Tarih
sahnesini sürekli toplumların iki taraflı kavgalarına şahit etmiştir. İki
taraflı bu kavganın bir tarafı ezen diğer tarafı ise ezilen toplumu
oluşturmuştur. Devrim yoluyla feodal toplumu çöküşe sürükleyen burjuvazi sınıf
karşıtlıklarını ortadan kaldırmış gibi gözükmeye çalıştı. Ancak, ortaya
çıkardığı sonuç sadece egemen sınıfın ezilen sınıfın yardımıyla yer
değiştirmesiydi. Ezilen bu sınıf hiç kuşkusuz burjuvazinin etkileriyle ortaya
çıkan proletarya sınıfıydı. Bu iktidar değişimi sırasında önü kesilemeyen başka
olgularda gelişmiş; keşifler, sömürge ticaretler, sanayi vb. gelişmişti. Sözüm
ona özgürlüğün elde edilmesi için yapılan devrim serbest ticaret özgürlüğü,
bağımsızlıkta sermayenin bağımsızlığı ve kişiselliğini ortaya çıkarmış ve
himaye altında üretiminden başka bir şeye yol açmamıştır. Sanayiyi ve üretimi
bu denli geliştiren bu egemen sınıf değişikliği aynı zamanda yavaşça siyasal
iktidarı da ele geçirecek ortamı yakalamış ve kendi çıkarları doğrultusunda
hukuksal, idari ögeleri düzenlemiştir. Bunun yanında, bütün duygusal ilişkileri
yıkan burjuvazi yerine salt para ilişkini yerleştirmiştir. Aile denilen düzen
hayat idamesi için kurulan bir unsurdan başka bir şeye dönüşmemiştir. Bütün
üretim araçları belli bir azınlığın eline geçmiş ve kendi çıkarları
doğrultusunda kullanılmaya başlanmıştı. Rekabet piyasasının ortaya çıkması
birbiriyle sürekli yarışan burjuvaziyi diğer uluslar içine yayılan, onları
sömüren ve krizler sonucu ve karlarını arttırma düşünceleri içinde işçiye daha
az ücret vererek acı çekmesine yol açan bir canavara dönüştürmüştür. Uluslar
hızlı bir şekilde önüne gelen her toplumu dize getiren bu piyasa sistemine
boyun eğerek uygarlık denen olgunun içine çekilerek kendi üretim yöntemlerini
terk etmek zorunda kalmıştır. Bu gelişim dalgası burjuvazinin üretim
araçlarının potansiyeli ortaya çıkarmasıyla gerçekleşmişti. Ancak, gelişim
uğruna böyle acımasız bir katliamın yapılması ne kadar doğruydu. Liberal
ideoloji çalışanın daha fazlasını hak edebileceğini öngörür; sisteme katkı
yaptığın kadar hak etmen gerektiğini düşünür. Ancak, bireysel faydadan
bahsetmesi tamamen bir çelişkiye gitmesine sebep olmaktadır. Çünkü burjuvazinin
varlığı meşru kılan ve sermayesini arttıran şey onun himayesi altında üretim
yapan proletaryadan başka bir şey değildir; kolektif çabadır, onun varlığıdır.
Yani, en çok çalışanın sistemden çalıştığı kadar fayda sağlayacağı pekte
inandırıcı bir şey değildir. Proletarya dışında kalan diğer bütün sınıfların
mücadelesinin gereksiz olduğu hakikatini öne süren komünizm, proletarya ile
aynı ortak çıkarlara sahiptir. Özel mülkiyete karşı çıkışları doğaldır;
çoğunluğu oluşturan proletaryanın zaten emeklerinden başka bir zenginlikleri
yoktur. Komünizm kimseyi mülk edinme hakkından yoksun bırakmaz, onu edinmek
için boyunduruk altına alma gücünü yok eder. Liberal ideolojinin yarattığı güç
değişimi çeşitli toplulukları çoğunlukla kaybettikleri şeyler yüzünden farklı
sosyolojik görüşlere yönelmelerine yol açmıştır. Aristokrasinin ortaya
çıkardığı feodal sosyalizm intikamını alacağının düşüncesiyle burjuvazinin
kendi elleriyle oluşturduğunu söylediği proletaryanın kendi sonunu getireceği
öne sürmüştür. Kendi egemenliğinin daha iyi olduğunu öne sürmüş gerici düşünerek,
eskinin gölgesinde kalmaktan kurtulamamıştır. Sanayinin gelişmesiyle ortaya
çıkan yenilikler eşiğinde proletarya ve burjuva arasındaki aşikâr eşitsizlik
daha da açılırken çeşitli topluluklardan proletarya sınıfına katılmalarda
yaşanmıştır. Modern burjuvazinin yanında ticari hayatını lonca sistemi ve
tarımda ataerkil üretimle zar zor sürdürmeye çalışan kesim hızlıca ezilen
sınıfın arasına katılmaktan kurtulamamıştır. Bu topluluk kendi çıkarlarını
korumak adına burjuvazinin yol açtığı bütün değişiklikleri inceleyerek,
sosyalist görüşünü ortaya çıkarmış ancak gerici ve ütopik olmaktan
kurtulamamıştır. Ortalıkta gezinen
Fransız yazınının kalıplara sokulmuş kopyası olan Alman sosyalizmi dar
kafalılığın başka bir temsilcisiydi. Birçok pencereden bakan sosyalist anlayışlar
farklı farklı reformculara sahip olsa dahi ortak çıkarları aynıydı. Feodalizm
yıkılırken proleter toplumun egemen olmaması onun gelişmemiş durumu nedenini de
barındırır. Tarihsel süreç bakımından maddi çıkarlara zaten sahip olamayan
proleter sınıf kendi kurtuluşu için toplumsal yasalara dayanmak zorundaydı.
Proleter sınıf bir bakıma yeni toplum yapısının oluşturulması için gereken bir
araç halini almıştır. Bir kesim kendilerini meşrulaştırmak için en çok acı
çeken topluluğa ihtiyaç duymaktadır. Egemenlik değişiminin devrimlerle
yapılmasından ziyade, ütopik komünizm bunun elde edilmesini barışçıl yollara
sağlamaya yönelir ve başarısızlığa mahkumdur. Eleştirel-ütopik sosyalizmin ve
komünizmin tarihsel gelişimiyle ters düşmesi, eski öğretilere takılıp
kalınması, gerici bir algıdan başka bir şeye yol açmaz. Komünistler şu ya da bu
şekilde mevcut düzene karşı olan her türlü devrimci hareketi desteklemiştir.
Ortak karşı çıkışta mülkiyet olmuştur. Hedeflerine ulaşmak içinde her türlü
despotça davranışın gerekliliğini savunmuştur. Çünkü proletaryanın özgürlüğünü
sağlamaktan başka bir arzusu yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder